Anasayfa > ERGENEKON / BALYOZ > Çetin Doğan BALYOZ itirafı!

Çetin Doğan BALYOZ itirafı!


Çetin Doğan’dan Balyoz itirafı

Balyoz davasında konuşan sanık Çetin Doğan, önemli bir itirafta bulundu. Eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın ‘Adil düzen mutlaka gelecek, kanlı mı gelecek, kansız mı gelecek onu zaman gösterecek?’ sözlerini hatırlatan Doğan, ordunun geri bölgesinde bölücü ve irticai kalkışmaları sıkıyönetim planlarının tartışılması için senaryoya dahil edildiğini belirtti. Bunun üzerine söz alan Savcı, ‘Çetin Doğan bu sözleri ile güncel siyasi olayları planlarına yansıttığını söylemiş oldu. İhtilal planı yaptığını ikrar etti’ dedi.

23.08.2012 12:09 ‘Balyoz Planı’ iddialarına ilişkin 250’si tutuklu 365 sanıklı davanın 100. duruşması başladı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmaya 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, MHP İstanbul milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan’ın da aralarında bulunduğu 202 tutuklu sanık katıldı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, emekli Orgeneral Ergin Saygun ve emekli Albay Dursun Çiçek’in de aralarında bulunduğu 48 tutuklu sanık duruşmaya katılmadı. 2 tutuksuz sanığın hazır olduğu davaya İkinci Ergenekon davası kapsamında tutuklu yargılanan bu davanın tutuksuz sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise katılmadı. Öte yandan duruşmaya izleyici olarak katılan MHP Milletvekilleri Ruhsar Demirel de duruşma başlamadan önce MHP milletvekili olan tutuklu sanık Engin Alan ile sohbet etti. MHP Milletvekili Ruhsar Demirel, sanık avukatlar için ayrılan bölümde duruşmayı izliyor.

-Avukatlar katılmadı-

Dosyada bulunan deliller değerlendirilmeden, bazı tanıklar dinlenmeden Cumhuriyet Savcıları Savaş Kırbaş ve Hüseyin Kaplan’ın 920 sayfalık mütalaayı mahkemeye sunduğunu belirten sanık avukatları protesto ederek duruşmaya yine katılmadı.

-Talepler-

Tutuklu sanık Derya Ön, davanın Anayasa Mahkemesine götürülmesine ilişkin bir talepte bulunacağını belirterek söz istedi. Kamuoyunda 3. Yargı Paketi olarak bilinen 3652 sayılı yasa kapsamında özel yetkili mahkemelere ilişkin düzenlemelere değinen Ön, “Yapılan değişiklik sonucu eski hukukla yargılananlar ve yeni hukukla yargılanacaklar gibi bir durum ortaya çıkmıştır. Meşruiyeti Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kaldırılmış bir mahkemede yargılanmamın Anayasa’nın eşitlik ve tabii hakimlik ilkesine aykırı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla söz konusu yasanın geçici 2. maddesinin, Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini istiyorum.” diye konuştu. Başkan Diken, “Başka bir mahkemede yargılanmış olsaydınız tabii yargıçlık ilkesine aykırı olurdu. Biz talebinizi değerlendireceğiz.” şeklinde açıklama yaptı.

Görevli bulunduğu Elazığ’dan geldiğini söyleyen tutuksuz sanık astsubay İsmail Karaoğlan, terör olayları nedeniyle duruşmaya gelip gitmenin zor olduğunu belirterek savunma yapmak için ilk kendisine söz verilmesini istedi. Mahkeme Başkanı Ömer Diken de “Tabii buyrun mütalaaya karşı savunmanızı yapabilirsiniz” dedi. Karaoğlan TSK’da 22 yıl görev yaptığını belirterek, “Görev yaptığım sürede kanundışı faaliyetim olmadı. 2001-2005 yılları arasında Bursa İl Jandarma Komutanlığı’nda görev yaptım. İsmim bilgim dışında listelere yazılmış. Suçlamaları kabul etmiyorum. İsmimi bu listelere yazanlardan şikayetçiyim. Benim 3 çocuğum var, onların üzerine yemin ederim ki ben suçsuzum. Erzurum Cumhuriyet Savcılığı’na ifade çağrıldığımda suçlamalardan haberim oldu” diye konuştu. Tutuksuz sanık Karaoğlan “Suçsuzum, beraatimi talep ederim” diyerek savunmasını tamamladı.

Mahkeme Başkanı Ömer Diken tutuklu sanıklardan Ali Deniz Kutluk’a “Avukatınız istifa etti, ne yapmayı düşünüyorsunuz avukat tutacak mısınız?” diye sordu. Sanık Kutluk ise,” Avukatım istifa gerekçesi malum. 26 Marttan beri yaptıkları taleplerin kabul edilmemesi. Savunmamı yaptım bu aşamadan sonra avukata ihtiyacım yok.” dedi. Mahkeme Başkanı Ömer Diken de, “Anlaşıldı. Size İstanbul Baro’sundan avukat atayacağız” ifadelerini kullandı.

ÇETİN DOĞAN’IN SON SAVUNMASI

Daha sonra Mahkeme Başkanı Ömer Diken, Çetin Doğan’ın bayramdan önce başladığı savunmasının yarım kaldığını hatırlatarak, Çetin Doğan’ın kaldığı yerden savunmasına devam etmesini istedi. Diken, “Daha önce yarım günden fazla savunma yapmıştınız bugün öğlene kadar size savunma hakkı tanıyorum. Savunmanızı saat 12.00’de bitirmemeniz halinde keseceğim” diyerek uyardı. Duruşma emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın savunmasını yapması ile devam ediyor.

Duruşmaya Doğan’ın savunması ile devam ediliyor. (Cihan, DHA)

-Mahkeme Başkanı, savcıyla tartışan Çetin Doğan’ı uyardı-

Davaya konu olan seminerde hem cephede uygulanacak askeri harekat, hem de cephe gerisinde uygulanacak sıkıyönetim planının konuşulduğunu ileri süren Doğan, eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın ‘Adil düzen mutlaka gelecek, kanlı mı gelecek, kansız mı gelecek onu zaman gösterecek?’ şeklindeki sözlerini hatırlattı. Doğan, “Bu mealdeki söylemlerin parti liderlerince gündeme pervasızca taşındığı bir ortamda, ordunun geri bölgesinde bölücü ve irticai kalkışmaları sıkıyönetim planlarının tartışılması için senaryoya dahil edilmesinden acaba neden rahatsızlık duyulmaktadır?” dedi.

Savunması sırasında savcının sanıklara yönelik tavrını eleştiren Doğan, Savcı Hüseyin Kaplan’ın başını sallamamasını istedi. Doğan’ın bu sözleri üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Ömer Diken, “Siz savcıya sataşamazsınız. Cumhuriyet savcısının ne yaptığı sizi ilgilendirmez. O kamuyu temsil ediyor. Sizi iki kere uyardım. Tekrar uyarmayacağım. Bir daha olursa sözünüzü keseceğim.” dedi. Başkan’ın bu uyarısından sonra Doğan savunmasına devam etti.

Kısa bir süre sonra Savcı Kaplan söz istedi. Çetin Doğan’ın mütalaaya karşı savunma yaptığını hatırlatan Kaplan, “Çetin Doğan bir kere şunu iyi bilmelidir. Muhatabı savcılık makamı değil mahkemedir. Ayrıca geçmiş duruşmalarda sarf edilen sözler yerine dosyadaki deliller hakkında konuşması gerekir. Delilleri çürütmeye çalışması gerekir. Ben muhatap değilim. Cumhuriyet savcılarıyla alay edilmez. Çetin Doğan savunmasında savcıları, askeri planları ve seminerleri bilmemekle suçladı. Doğrudur sizin kadar bilemeyiz. Ancak planda geçen ‘Milli mutabakat hükümeti kurulmalıdır’ şeklindeki ifadelerden ne Genelkurmay Başkanı ne de diğer komutanlar bir şey anlamış. Burada tanık olarak dinlenilen Yaşar Büyükanıt da anlayamamış. Hukukçulara sormuş. Çetin Doğan savunmasında ‘Kanlı mı kansız mı olacak’ sözleri ile güncel siyasi olaylara göre seminerin oynandığını belirtiyor. Bu sözlerle Çetin Doğan, ihtilal planı yaptığını ikrar etmiştir. Polemiğe girmeye gerek yoktur. Planlarda geçen milli mutabakat hükümetinin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor. Kararı verecek mahkeme heyetidir. Savunma savcılığa değil mahkeme heyetine hitaben yapılsın.” şeklinde konuştu. (Cihan)

Savcıların 920 sayfalık mütalaayı ön yargılarla hazırladığını savunan Çetin Doğan, şunları söyledi: “Savcıların önyargılarla hazırladığı esas hakkında mütalaa belgesi hem hazırlanma şekli, zamanı ve mahkemede delillerin tartışılması aşaması atlanarak, 18 sayfalık bir özet halinde okunması açılarından Ceza Muhakemesi Usul yasasına aykırıdır. Birçok eksiklileri, aykırılıklar bulunmaktadır. Bu kapsamda Sayın Cumhuriyet savcılarının, esas hakkında mütalaalarını, sanıkların savunmakla mükellef oldukları hakları göz ardı ederek, lehte olan kanıtlar dikkate alınmadan,duruşmalarda yapılmış tespitlere tamamen tezat ve savunma hakkının kısıtlanması pahasına aceleyle hazırlamış oldukları açıktır. Bu belgenin hazırlanmasında, maddi gerçeğin araştırılması, ortaya çıkartılması esas alınmamıştır. Bu belge “yapılmamış darbeler ve yaşanmamış soyut iddiaları geçerli kılmaya yönelik” sırf “usulün gereği” yerine getirilmesi için 920 sayfalık kopyala-yapıştır metodu ile 3 saat 33 dakikada hazırlanmış, baştan savma, hukuki niteliği bu nedenlerle sakat doğmuş bir belgedir. Bu nedenlerle de Mahkemece reddini arz ve talep ederim.”

Saat 12.30’a kadar konuşan Çetin Doğan, “Hazırladığım dilekçeyi mahkemeye sunmak istiyorum. Son savunmam değildir. ’Delilleri tartışacağız’ dediğiniz için hazırladım. Delillerin tartışmasına ilişkindir” dedi. Mahkeme Başkanı Diken’de “Sizin nasıl algıladığınız değil usulün nasıl algıladığı önemli” diye konuştu. (DHA)

ENGİN ALAN’IN SON SAVUNMASI

Balyoz Davası’nda mütalaaya karşı savunmasını yapan tutuklu sanık emekli Korgeneral MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan, “Duruşmanın başlangıcında yaptığım birkaç cümlelik ön savunmamın dışında bugüne kadar hiç konuşmadım” diyerek sözlerine başladı. Cumhuriyet Savcılarının 920 sayfalık mütalaayı mahkemeye sunduğunu hatırlatan Engin Alan,” Mütalaada, 3 sayfada benimle ilgili delil ve değerlendirmelere yer verilmiş. Ancak geldiğimiz bu noktada bunları uzatmanın bir manası olmadığı kanaatindeyim. Mütalaaya karşı beyanlarımı yazılı olarak mahkemeye sunacağım” diye konuştu.

Alan “Zaman tünelinde geçmişten bugüne kadar yaptığım hızlı bir yolculukta kendimle ilgili gördüğüm manzara şudur; tam 40 yılım TSK’da devlete, ülkeye ve millete hizmetle geçti. Uzun yıllar devleti, ülkeyi ve milleti paramparça etmeyi amaçlayan bölücü terör örgütü ile mücadele ile geçti. Bu mücadelede hayatlarını bu vatan için feda eden bir değil, birçok Mehmet’i al bayrağa sarıp kutsal vatan topraklarına Yüce Tanrı’nın şefkat ve merhametine teslim ettim. Gözünü, kolunu, bacağını kaybeden Gazilerim oldu. Onlardan bazıları buraya bu mahkeme salonuna kadar geldi. Kucaklaştık. Hep gözlerime baktılar. “Komutanım ne oluyor’ dercesine. Sadece ’Allah devlete, millete zeval vermesin’ diyebildim. Çünkü söylenebilecek başkaca bir şey yoktu” dedi.

“Göğsüme madalya taktılar” diyen Engin Alan, “Televizyonlarda, gazete sayfalarında yere göğe sığdırılamaz oldum. Sonra aradan yıllar geçti. Bir sabah uyandığımda ’darbeci oldun’ dediler. Bu sefer güzergahım PKK ile mücadele ettiğim dağlar değil, mahkeme, emniyet ve savcılık üçgeni oldu, tutuklandım. Ne hazindir ki hakkımızdaki övgülerin, methiyelerin yerini itibarsızlaştırma ve alçakça saldırılar aldı. Yağmur yağmış salyangozlar ortaya çıkmıştı. En son 11 Şubat 2011’de de ’Siz içeri’ dediniz. Böylece 14 ayı milletin iradesiyle seçilmiş bir milletvekili sıfatıyla olmak üzere hapishanede 22 ay neredeyse 2 yılı geçti ve bugüne geldik” diye konuştu.

Alan, şöyle konuştu: “Sayın başkan manzara bu. Hani siz hep ’Maddi gerçek diyorsunuz’ ya benimle ilgili maddi gerçek bu. Tüm samimiyetimle şerefimle temin ediyorum. Beni burada en çok yaralayan ve canımı yakan konuyu ifade etmeden geçemeyeceğim. Şimdi size bir resim göstereceğim. (Heyete gazete kupürünü gösterdi) Milletvekili Sebahat Tuncel, PKK’nın Eruh Şemdinli baskınının yıl dönümünde halay çekiyor. Sözcü Gazetesi’nin 17 Ağustos 2012 tarihli haberinde. Bu 29 Ekim, 30 Ağustos kutlamaları değil. 15 Ağustos 1984’te silahlı eylemi başlatmanın ve devlete başkaldırılışın yıldönümü. Milletvekili Sebahat Tuncel hem halay çekiyor, hem de şöyle diyor: “Tek yol vardır o da Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüdür” diyor. Şimdi bir Engin Alan’ın bir de bu muhterem bayanın durumuna bakalım. Bu çok Sayın Hanımefendi, PKK terör örgütü üyeliği suçundan tutuklu iken 2007’de milletvekili seçildi ve de şayet yanılıyorsam lütfen düzeltin bu mahkemenin farklı üyelerden oluşan heyeti tarafından serbest bırakıldı. Ben de 2011 seçim sonucu milletin verdiği oylarla milletvekili seçildim. Siz ise Anayasa’nın 14. maddesini gerekçe göstererek benim tutukluluğuma devam ettirdiniz. Oysa Anayasa, aynı CMK, aynı TCK 2007’de de yürürlükteydi”

“Ancak ne var ki durum karşısında acı gerçek tokat gibi suratıma çarptı” diyen Engin Alan şöyle devam etti: “’Ülkeyi, devleti, böldürmem’ diyen bunun için savaşan Engin Alan’ın, ’Biz bu ülkeyi, bu milleti böleceğiz’ diyen Sebahat Tuncel kadar bir kıymeti harbiyesi olmadığı gerçeği ile yüzleştim. Sokaklarda Öcalan’a özgürlük, Kürtlere, Kürdistan’a özgürlük, diye bas bas bağıran, devletimin görevini yapmaya çalışmaktan başka bir günahı olmayan şerefli bir polis amirine pervasızca tokatlayan, bayramdan hemen önce yanındaki 8 BDP’li milletvekili ile birlikte Şemdinli kırsalında üstelik milleti geri zekalı yerine koyup sanki tesadüfmüş gibi PKK’lı teröristlerle buluşup, onlarla kucaklaşıp, öpüşüp, koklaşan çok sayın milletvekili Sebahat Tuncel’in yanında, yıllardır bunlar olmasın diye mücadele eden sonunda da akıllara zarar bir darbe teşebbüsü iddiası ile 22 aydır tutuklu yargılanan Milletvekili Engin Alan’ın esamesi okunmaz. İşte bugünün gerçeği, tam da budur.”

Engin Alan savunmasını şöyle tamamladı: “Sizlere gelince ya siz ne yapacaksınız Sayın Başkan? Bu ülkeyi en az benim kadar sevdiğinize inandığım sayın hakimler. Ülkede oluk oluk kan akarken, şehirlerde bombalar patlatılırken, masum insanlar günahsız çocuklar hayatlarını kaybederken her gün 2-3 vatan evladı şehit düşerken buna karşın milletvekili sıfatıyla birileri teröristlerle kucaklaşıp, ’Onlar terörist değil, gerilla onlar bizim çocuklarımız’ derken siz ne yapacaksınız Sayın Yargıçlar? Az kaldı ne yapacağınızı da hep beraber göreceğiz.”

Duruşma sanıkların savunmasının alınmasıyla devam ediyor. (DHA)

Balyoz davasında sanık avukatlarının yaklaşık 4 aylık duruşmaya girmeme eylemlerine rağmen, sanıkların son duruşmalarda savunmalarını yapmaya başlamaları dikkat çekti. İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Balyoz davasında, sanıkların savcılık mütalaasına karşı esas hakkındaki savunmalarının alınmasına devam edildi.

ŞÜKRÜ SARIIŞIK’IN SON SAVUNMASI

Tutuklu sanıklardan eski Milli Güvenlik Kurulu MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, davanın bütün duruşmalarına katıldığını, sadece mazereti nedeniyle tek duruşmaya katılmadığını söyledi. Tutuklanmasını, haksız bir şekilde hürriyetinin gasp edilmesi olarak tanımlayan Sarıışık, tutuklanmasının üzerinden 639 gün geçtiğini söyledi. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ne şeref, onur ve gururla 44 yıl hizmet ettiğini belirten Sarıışık, “Yaşamımdan çalınan günleri, bir an önce sona ermesini bekliyorum.” dedi.

Avukatların taleplerinin mahkemece reddedildiğini, bunun da sanıkları savunma yapamaz duruma getirdiğini öne süren Sarıışık, “Arzu etmeme rağmen savunma yapamıyorum.” ifadesini kullandı. Hukuki değil, siyasi bir süreç deniyle yargılandığı iddia edan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ise bazı taleplerinin kabul edilmemesini eleştirdi. Avukatlarının, dolayısıyla da kendisinin taleplerinin kabul edilmediğini öne süren Gürdeniz, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkımın ihlal edildiğini düşünüyorum. Bu sebeple savunma yapamıyorum.” ifadelerini kullandı.

NEJAT BEK’İN SON SAVUNMASI

Yaklaşık 2.5 yıldır tutuklu olduğunu belirten emekli Korgeneral Nejat Bek ise yargılanmanın deliller toplanmadan, bilirkişi raporları dikkate alınmadan yapıldığını öne sürdü. Savunma haklarının kısıtlandığını da iddia eden Bek, “Bu davayla TSK’nın şerefli mensupları ve TSK’nın kurumsal itibarı mağdur edilmiştir.” şeklinde konuştu.

Sanık savunmalarına saat 17.30’da ara veren Mahkeme Başkanı Ömer Diken, mahkemeye ulaşan evrakları da okuduktan sonra saat 17.40’da duruşmayı yarına ertelediklerini açıkladı. Yarın görülecek olan duruşmada da iddianame sırasına göre sanıkların savunmalarının alınacağı belirtildi. (Cihan)

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 160 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: